keyboard_arrow_down c – Kimya Terimleri Sözlüğü

çekirdek, -ği

çekirdek, -ği

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük çekirdek, -ği a. 1. Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum: Kayısı çekirdeği. Zeytin çekirdeği. Karpuz çekirdeği. 2. Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu. 3. Ağaçlarda soyulmayan bölüm. 4. biy. Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik: İnsan kanındaki alyuvarlar, çekirdeği olmayan hücrelerdir. 5. fiz. Atom çekirdeği. 6. esk. Kuyumculukta kullanılan ve 5 cgr'a eşit olan ağırlık ölçüs
cevher zenginleştirme

cevher zenginleştirme

Bu yazı sabitlenmiştir.
Kimya Terimleri Sözlüğü cevher zenginleştirme Cevherlerin değerli kesimlerini, niceliklerini, taş, toprak ve işe yaramayan başka özdeklerden ayırıp artırma.Kimya Terimleri Sözlüğü (II) cevher zenginleştirme Cevherlerde parçalama, öğütme, ezme, mıknatısla ayırma gibi fiziksel işlemlerle taş toprak ve işe yaramayan maddelerden ayrılıp saflaştırılması.
cevher

cevher

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük cevher a. 1. Bir şeyin özü, maya, gevher: “Şu kuvvetin, cevherin sırrını öğrenmek için soruyorum.” -S. F. Abasıyanık. 2. Değerli süs taşı, mücevher. 3. mec. İyi yetenek: “Avrupa aristokratı, cevheri tükenmeye yüz tutmuş bir insandır.” -P. Safa. 4. fel. Töz.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü cevher Maden, cevherKimya Terimleri Sözlüğü cevher İçindeki metal ya da yarımetallerin çeşitli yöntemlerle ayrılabileceği doğal bil
çarpışma

çarpışma

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük çarpışma a. 1. Çarpışmak işi, müsademe, sadme: “Böylelikle İstanbullu işçi iki emperyalist sermayenin çarpışmasına alet olacaktı.” -N. Hikmet. 2. ask. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma: “Bu, iki cephe arasında ilk çarpışmadır.” -Y. Z. Ortaç.Uluslararası İlişkiler Terimleri Kılavuzu çarpışma Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü çarpışma Devinim durumunda bulunan taneciklerin, aralarındaki kuvvetler
ceket

ceket

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük ceket a. Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi: “Ceketinin arkasındaki potlar, bugün mutlaka her zamandan çok ensesine binmişti.” -Y. K. Karaosmanoğlu.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü ceket Aba.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü ceket 1. Cadde. 2. Sokak.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü ceket CeketTürkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü ceket (< Fr. jaquette) ce
çanak, -ğı

çanak, -ğı

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük çanak, -ğı a. 1. Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap: “Oradaki sigara çanağından bir Gelincik alıp yaktıktan sonra anlattı.” -B. Felek. 2. Göz çukuru: “Kanlı çanaklarından fırlayan iri parlak gözleri, pek korkunç bakıyordu.” -Ö. Seyfettin. 3. bit. b. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü. 4. coğ. Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi. 5. sf. mec. Göstermelik
çalkar

çalkar

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük çalkar a. hlk. Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç, çalkağı, çalkak.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü çalkar Müshil ilâcı.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü çalkar Pamuk kozalarını ayıklayan makina.Kimya Terimleri Sözlüğü çalkar Çoğunlukla eşdeğerleyim işlemlerinde kullanılan konimsi biçimde, boyunlu ve dibi düz cam kap.
cam

cam

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük cam a. 1. Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim. 2. sf. Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapılmış, sırça: “Tıraşa başlarken biri büyük, biri küçük iki örtü alırdı, cam dolabından.” -N. Cumalı. 3. Pencere: “Camın önündeki masaların hemen arkasındaki yere oturup kalıyorum.” -S. F. Abasıyanık. 4. esk. Kadeh, içki.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü cam T