keyboard_arrow_down ç – Türe Terimleri

çeken

çeken

Bu yazı sabitlenmiştir.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü çeken Su yollarını yapan ve su işlerinden anlayan kimse.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü çeken Aşağıdaki şekilde kullanılır. || çeken çeken etmek: sürüklemekZanaat Terimleri Sözlüğü çeken Arabada hamutun iki yanına takılan kayış şerit. (Yuva *Bucak -Burdur)Türe Terimleri çeken
çatma

çatma

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük çatma a. 1. Çatmak işi. 2. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. 3. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi, Yörük çadırı. 4. Bir çeşit döşemelik kumaş: “Sonra o çatma örtülü minderin üstüne oturmuş, albayın İstanbul hakkındaki suallerine kısa kısa cevap vermişti.” -H. E. Adıvar. 5. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. 6. Semerin ağaç kısmı. 7. H
çatışma

çatışma

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük çatışma a. 1. Çatışmak işi: “Döndüğü zaman hoş olmayan çatışmalar olabilmesi ihtimali evde felaket bekleyen bir gerginlik yaratmıştı.” -H. E. Adıvar. 2. Silahlı büyük kavga, arbede: On beş dakika süren bir çatışma olmuştur. 3. ask. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. 4. coğ. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının
ceza

ceza

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük ceza a. (ceza:) 1. Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım: “O, olası ihanetim için cezalardan ceza beğenirken, ben de elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyordum.” -E. Şafak. 2. huk. Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım: “Cezasını tamamlayana kadar tek kişilik bir koğuşta kalmış.” -A. Ümit.
çap

çap

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük çap (I) a. 1. Cisimlerin genişliği, kutur: “Tüfeklerin çaplarını sorsanız cevabını veremezler.” -Ö. Seyfettin. 2. Büyüklük: “Gövdesi ise yaklaşık dört karış çapında ve üç karış yüksekliğindeydi.” -İ. O. Anar. 3. Ölçü, ölçek: “Bir romanım Türkiye çapında ilk kez bu kadar çok okunuyordu.” -A. Ağaoğlu. 4. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. 5. mec. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, k