keyboard_arrow_down D – Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü

denetlemek

denetlemek

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük denetlemek (-i) Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek: “Kullanılacak tüm malzemeleri denetleyip her gelişmeden anında haberdar edilmek istiyordu.” -E. Şafak.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü denetlemek Gözetlemek, gözlemek, dikkatle bakmak, takip etmekTürkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü denetlemek 1.bk. dehlemek (I)-1. 2. Kulak misafiri olmak, gizlice din
denetim

denetim

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük denetim a. Denetleme: “Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.” -Anayasa.Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu denetim Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu denetim Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu denetim bk. sağlamaEğitim Terimleri Sözlüğü denetim Eğitim ve öğretim çalışmalarının yürürlükteki yasa, tüzük, yönetmelik ve genelgelere göre yapılıp yapılmadığının incele
delil

delil

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük delil a. 1. İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare: “Milletlerin hürriyet için yaptıkları fedakârlıklardan canlı deliller gösteriyordu.” -P. Safa. 2. huk. ve man. Kanıt: “Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bırakıldı.” -S. F. Abasıyanık. 3. esk. (deli:li) Kılavuz, rehber.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü delil < Ar. delîl: 1. Yol gösteren. 2. Kılavuz, rehber[box type="alert-warning"]Türkiye Türk
delil

delil

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük delil a. 1. İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare: “Milletlerin hürriyet için yaptıkları fedakârlıklardan canlı deliller gösteriyordu.” -P. Safa. 2. huk. ve man. Kanıt: “Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bırakıldı.” -S. F. Abasıyanık. 3. esk. (deli:li) Kılavuz, rehber.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü delil < Ar. delîl: 1. Yol gösteren. 2. Kılavuz, rehber[box type="alert-warning"]Türkiye Türk
değiştirmek

değiştirmek

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük değiştirmek (-i) 1. Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak: “Rüzgâr gibi çarçabuk esiş istikametlerini değiştiriyorlar, ağaç kurdu gibi renkten renge giriyorlar.” -E. İ. Benice. 2. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek: “Aldığım tasdiknameleri göstere göstere mektep değiştirdiğim için artık son sınıflardayım.” -N. F. Kısakürek. 3. (nsz) Bir şey verip yerine başka bir şey almak: Bu ayakkab
değişim

değişim

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük değişim a. 1. Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü: “Bu müsamere günündeki selamlama süresince bedenimde bir değişim olmuştu.” -A. Ağaoğlu. 2. Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok. 3. biy. Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon. 4. den. Rüzgârın yön de
değer

değer

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük değer a. 1. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet: “İnsan bir şeyin değerini ondan yoksun kalınca anlıyor.” -Halikarnas Balıkçısı. 2. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, kıymet, paha, valör: “Bildiği bütün Fransızcayı toparlayarak vitrindeki kravatın değerini sordu.” -N. Hikmet. 3. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. 4. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse: “Bence ziyan