keyboard_arrow_down D – Tarama Sözlüğü

dazlak

dazlak

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük dazlak sf. Başında saçı olmayan (kimse, baş), daz: “Adam kel kafalıydı ve gecenin karanlığında bile dazlak kafası uzaktan seçiliyordu.” -O. Aysu.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü dazlak Otsuz, çıplak arazi, tepeTürkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü dazlak 1. Ayı. 2. Leylek.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü dazlak Ham meyve.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü dazlak Bir kısmı hafifçe yanmış şey.Türkiye Türkçesi
daz

daz

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük daz sf. hlk. 1. Dazlak. 2. Çıplak (toprak).Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü daz 1. Kellerin başında kellikten geri ye kalmış izlere denir: Çoğu gitti azı kaldı, keli gitti dazı kaldı. 2. Saçsız baş, kel. 3. Otsuz, çıplak arazi, tepe.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü daz Kadının cinsiyet organı.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü daz Kel çıplakTürkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü daz KelTürkiye Türkçesi Ağız
daylak, -ğı

daylak, -ğı

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük daylak, -ğı a. hlk. 1. Dişi deve. 2. sf. Çıplak: “Develer daylak / Sevenler aylak / Sen kimin yârisin / Her yanın oynak” -Halk türküsü.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü daylak, -ğı 1. Dişi deve. 2. Damızlık erkek deve. 3. Boynunda tüy olmayan pehlivan deve. 4. Deve yavrusu. 5. At, eşek yavrusu. 6. İki yaşında hayvan.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü daylak, -ğı 1. Sakalı, bıyığı çıkmamış delikanlı. 2. İnce, uzun bo
dayanmak

dayanmak

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük dayanmak (-e) 1. Bir yere yaslanmak, kendini dayamak: “Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor.” -M. Ş. Esendal. 2. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak: “Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır.” -M. And. 3. mec. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek: Bu gemi fırtınaya iyi dayanır. 4. mec. Varmak, ulaşmak: “Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bank