keyboard_arrow_down d – Tarih Terimleri Sözlüğü

delil

delil

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük delil a. 1. İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare: “Milletlerin hürriyet için yaptıkları fedakârlıklardan canlı deliller gösteriyordu.” -P. Safa. 2. huk. ve man. Kanıt: “Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bırakıldı.” -S. F. Abasıyanık. 3. esk. (deli:li) Kılavuz, rehber.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü delil < Ar. delîl: 1. Yol gösteren. 2. Kılavuz, rehber[box type="alert-warning"]Türkiye Türk
deli

deli

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük deli sf. 1. Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun. 2. Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.): “Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi çevireceğini bilemiyordu.” -T. Buğra. 3. mec. Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın: “Ben delinin biriyim, ateşe girerim.” -F. R. Atay.Tıp Terimleri Kılavuzu deli Tıp Terimleri Kılavuzu deli Tıp Terimleri Kılavuzu deli Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü deli Bir
delil

delil

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük delil a. 1. İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare: “Milletlerin hürriyet için yaptıkları fedakârlıklardan canlı deliller gösteriyordu.” -P. Safa. 2. huk. ve man. Kanıt: “Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bırakıldı.” -S. F. Abasıyanık. 3. esk. (deli:li) Kılavuz, rehber.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü delil < Ar. delîl: 1. Yol gösteren. 2. Kılavuz, rehber[box type="alert-warning"]Türkiye Türk
defterhane

defterhane

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük defterhane a. (defterha:ne) tar. Osmanlı Devleti sınırlarındaki bütün toprak kayıtlarını içine alan ana defterlerin bulunduğu ve bunlara özgü işlerin görüldüğü daire.Tarih Terimleri Sözlüğü defterhane Osmanlı ülkelerindeki tüm toprak kayıtlarını kapsayan ana defterlerin bulunduğu ve bunlara özgü işlerin görüldüğü daire.