keyboard_arrow_down Edebiyat ve Söz Sanatı Terimleri Sözlüğü

genlik, -ği

genlik, -ği

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük genlik, -ği a. 1. Genişlik. 2. fiz. Dalga genliği. 3. hlk. Bolluk, refah.Tıp Terimleri Kılavuzu genlik, -ği Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu genlik, -ği Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü genlik, -ği Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü genlik, -ği bk. dalga genliği.Fizik Terimleri Sözlüğü genlik, -ği Salınan bir noktanın ya da bir cismin denge konumundan en büyük ayrılımı.Gökbilim Terimleri Sözlüğü genlik, -ği Sal
aktarmak

aktarmak

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük aktarmak (-i, -e) 1. Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. 2. (-i) Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. 3. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. 4. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. 5. İletmek, bildirmek: “Derdini size aktarıp arınmış, sizi zehirleyip bırakmıştır.” -H. Taner. 6. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. 7. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. 8.
genişletmek

genişletmek

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük genişletmek (-i) Geniş duruma getirmek: “Türkler fetihten sonra İstanbul'u, eskisine nispetle çok genişlettiler.” -Y. K. Beyatlı.Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu genişletmek bk. büyültmekBilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu genişletmek Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu genişletmek Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu genişletmek bk. uzamakEdebiyat ve Söz Sanatı Terimleri Sözlüğü genişletmek Bir konuyu, ay
inat, -dı

inat, -dı

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük inat, -dı a. 1. Bir konuda direnme, ayak direme, diretme, direnim: “Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir.” -T. Buğra. 2. Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme: “İddia kızışmış, âdeta inat hâlini almıştı.” -Ö. Seyfettin. 3. sf. hlk. İnatçı.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü inat, -dı Bostan dolaplarında suyun düşüş yönüne karşı çakılan kazıklara destek olarak konulan ağaç.Türkiye
özgün

özgün

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük özgün sf. 1. Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal, ibdai: “Eskinin doğa ile uyuşan, özgün yapılarını yıkıp yerine yabancı, öykünme, yaratıcılıktan yoksun yapılar dikerek çirkinleştirdik.” -N. Cumalı. 2. Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan: Özgün biçim. 3. Çeviri olmayan, asıl olan (metin).Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu özgün Edebiyat ve Söz Sanatı Terimler