keyboard_arrow_down T – Zanaat Terimleri Sözlüğü

tay

tay

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük tay (I) a. hay. b. Üç yaşına kadar olan at yavrusu.Güncel Türkçe Sözlük tay (II) sf. hlk. 1. Denk, eşit, eş. 2. a. Hayvanın bir yanındaki yük.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tay Eşit, denk, yaşıt.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tay 1.Hayvanın bir yanındaki yük : Mersin'den bir tay kahve, üç tay da şeker getirttim. 2.bk. taya (I). 3.Tütün dengi. 4.Denk, çuval: Bir tay pirinç aldım. 5.Bir küfe ağırlığında : Bağım
tavukayağı

tavukayağı

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük tavukayağı a. (tavu'kayağı) Bir tür maymuncuk.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tavukayağı Pişmeden, çiğ olarak yenen bir çeşit ot.Zanaat Terimleri Sözlüğü tavukayağı Tavuk ayağını andıran bir halı motifi. (Yenikent *Aksaray -Niğde)
tavşancık

tavşancık

Bu yazı sabitlenmiştir.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tavşancık Bir çeşit kuş.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tavşancık Fundalık: Tavşancıkları temizledim.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tavşancık Eşeklerde kulakların dikleşmesiyle beliren bir çeşit hastalık.Zanaat Terimleri Sözlüğü tavşancık Kağnının iskeletini oluşturan iki yan ağaç. (İlhan *Ayaş -Ankara) tavşancık Ankara ili, Hasayaz bucağına bağlı bir yerleşim birimi. tavşancık Balıkes
tavşan

tavşan

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük tavşan (I) a. hay. b. 1. Tavşangillerden, eti yenen, hızlı koşan, postundan yararlanılan bir memeli türü (Lepus europeus): “Tavşanlarını, kekliklerini ucuz pahalı demeden ilk çıkan alıcılara sattı.” -N. Cumalı. 2. sp. Atletizm yarışlarında rekor kırılabilmesi için tempoyu yüksek tutup belirli bir mesafeyi diğer atletlerin önünde koşan atlet.Güncel Türkçe Sözlük tavşan (II) a. Değerli ağaçlar üzerine ince oymalar işleyen sanatç
tavlamak

tavlamak

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük tavlamak (-i) 1. İşlenilecek bir nesneye gereken ısıyı veya nemi sağlamak, tav vermek. 2. mec. Yolsuz ve kolay kazanç umudu vererek dolandırmak. 3. mec. Ümit vererek kandırmak, kendine bağlamak, aldatmak. 4. argo Karşı cinsin gönlünü çelmek, kandırıp elde etmek: “Hiçbir namuslu insan kendisine gönül vermiş bir kızdan, tavladım diye söz etmez.” -O. Kemal.Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tavlamak 1.Meşin, yufka ekmeği vb. şeyleri
tavlama

tavlama

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük tavlama a. Tavlamak işi.Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü tavlama 1. Çeliklerin, sünekliğini artırmak için, genellikle ostenitleme bölgesinde ostenitlenip, ayarlı ve yavaş olarak soğutulması işlemi. 2. Isıtmaya verilen genel ad.Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü tavlama Semirtme.Zanaat Terimleri Sözlüğü tavlama (I) Kendir ya da kıl çuval. (Güllüce *Gümüşhacıköy -Amasya)
tavla

tavla

Bu yazı sabitlenmiştir.
Güncel Türkçe Sözlük tavla (I) a. (ta'vla) At ahırı: “Piyade subaylarının binekleri, makineli tüfek bölümünün katırları o tavlada dururdu.” -N. Cumalı.Güncel Türkçe Sözlük tavla (II) a. (ta'vla) 1. Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun: “Kahveciden başka üç kişi vardı, ikisi tavla oynuyordu.” -Y. Atılgan. 2. Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli,